Godot Gelmeyecek

Çoğunlukla hayatın bana verdiğiyle yetinen bir insandım. Derlerdi ya bize hep büyüyünce büyük adam olacaksın.

Heyecanlandık büyümek istedik, babaya özendik, Anneye özendik, ağzımıza sigara koyunca büyüdük sandık, topuklu ayakkabılar giydik büyüdük sandık.

Sonra gerçekten  Ama büyüdüm, büyüdük, büyüdüler. 

Ne oldu?

Bencil olduk, para hırsı bürüdü gözlerimizi arabalarımız evlerimizle hava atar olduk. Bazılarına göre büyük adam olduk

Bana göre biz küçükken adamdık, ama büyüyünce adamlıktan çıktık.

Mutsuz insanlar olduk.

Depresif diyaloglar 1

 

Ben hep düşünürüm, ama seni ayrı düşünürüm. Sen aklıma her geldiğinde ben hep uyurum. Düşün artık sende nasıl huzur bulurum. Anneler gününüz kutlu olsun Annem ve bütün Anneler…

Henüz vakit varken, gülüm 
Paris yanıp yıkılmadan, 
henüz vakit varken, gülüm, 
yüreğim dalındayken henüz, 
ben bir gece, şu Mayıs gecelerinden biri 
Volter rıhtımında dayayıp seni duvara 
öpmeliyim ağzından 
sonra dönüp yüzümüzü Notrdam’a 
çiçeğini seyretmeliyiz onun, 
birden bana sarılmalısın, gülüm, 
korkudan, hayretten, sevinçten 
ve de sessiz sessiz ağlamalısın, 
yıldızlar da çiselemeli, 
incecikten bir yağmurla karışarak. 
Henüz vakit varken, gülüm, 
Paris yanıp yıkılmadan, 
henüz vakit varken, gülüm, 
yüreğim dalındayken henüz, 
şu Mayıs gecesi rıhtımdan geçmeliyiz 
söğütlerin altından, gülüm, 
ıslak salkım söğütlerin. 
Paris’in en güzel bir çift sözünü söylemeliyim sana, 
en güzel, en yalansız, 
sonra da ıslıkla bir şey çalarak 
gebermeliyim bahtiyarlıktan 
ve insanlara inanmalıyız. 
Yukarda taştan evler, 
girintisiz, çıkıntısız, 
birbirine bitişik 
ve duvarları ayışığından 
ve dimdik pencereleri ayakta uyukluyor 
ve karşı yakada Luvur 
aydınlanmış ışıklarla 
aydınlanmış bizim için 
billur sarayımız… 

Henüz vakit varken, gülüm, 
Paris yanıp yıkılmadan, 
henüz vakit varken, gülüm, 
yüreğim dalındayken henüz, 
şu Mayıs gecesi rıhtımda, depolarda 
kırmızı varillere oturmalıyız. 
Karşıda karanlığa giren kanal. 
Bir şat geçiyor, 
selamlıyalım gülüm, 
geçen sarı kamaralı şatı selamlıyalım. 
Belçika’ya mı yolu, Hollanda’ya mı? 
Kamaranın kapısında ak önlüklü bir kadın 
tatlı tatlı gülümsüyor. 

Henüz vakit varken, gülüm, 
Paris yanıp yıkılmadan, 
henüz vakit varken, gülüm… 
Parisliler, Parisliler, 
Paris yanıp yıkılmasın…

 

Nazım Hikmet…

Gece olmazmış bu şehirde dediler bana, kandırdılar beni
Geldim bende gecelerde seni düşünmemek için dedim kendime kandırdım kendimi
Olmadı gece ama nerden bilirdim gönlüm karanlıklarda kalmış nerden bilirdim kandırdın beni

Hiç değişmemişsin dedin ya bana; tabi değişmem sen gittikten sonra zamanı durdurdum ben haberin yok…

Ben şiirlerimi senin için yazıyorum

Sen ise başkası için okuyorsun

Kızmıyorum sana, kızamıyorum

Çünkü o şiirler hiç benim olmadı

Hep sen vardın içinde

Hep senindi şiirler

Neler konuşulur ki arkasını dönüp gidenin ardından?
Geride bıraktığı kalp ağrısından başka ne bırakır ki giden?
Giden sadece gider işte…

Konuşamamaktan şikayetçiydin hep .

Konuşamıyoruz diyordun hep.

Doğruydu

Ama sana söyleyecek sözüm hiç bitmezdi  benim

Sana durmadan Seni seviyorum derdim.

Ama sana yetmedi…

Mektuplar yazıyorum şimdi giden yerine kendi adresimi yazdığım mektuplar…İçinde biraz dost var, biraz aşk, biraz ben birazda sen varsın…